Satın alma

10 Mayıs 2007

Motosikletimi nasıl satın aldım?

Dylan almaya karar verdikten sonra aylardır 2. el bir Dylan arıyordum. Yaşadığım kendt olan Ankara’da motosiklet sayısı fazla olmadığı için zaten toplam birkaç Dylan vardır. 2. elini burada bulmak mümkün değil. İzmir ve Antalya da çok uzak, geriye bir tek İstanbul ve Eskişehir, Konya gibi çevre iller kalıyor.

Tabi ilk bakılan yer sahibinden.com ve motosiklet forumları. Gri renkli bir 2006 modeli kıl payı kaçırdıktan sonra İstanbul’dan henüz 2900 km’de kırmızı Dylan’ı almaya karar verdim. 3 Mayıs 2007 Perşembe günü sahibine telefon ettim. Satıcının sözlerine güvendim, fiyatta anlaştık ve “tamam” dedim. Kaporayı hemen havale ettim ve İstanbul’a gidebileceim gün olan 8 Mayıs 2007 Salı gününü dört gözle beklemeye başladım.

Pazartesi gecesi 01′de İstanbul’a hareket. 4. Levet’e gidiş… Buluşma saatine daha 1-1,5 saat var. Önce güzel bir kahvaltı…

Bu arada: İstanbul’da hoşuma giden bir alışkanlık gözlemledim. İnsanlar işyerlerine gitmeden önce kafelerde buluşarak birlikte kahvaltı ediyor, güne keyifli bir başlangıç yapıyorlar. Biz Ankaralılar için oldukça yabancı bir alışkanlık. Ama çok güzel.

Sonra, ilk karşılaşma anı geldi. Yaptığım telefon görüşmesinden sonra Noterin önünde beklerken satıcı Dylan’la birlikte geldi. Üzerinde bir gece önce yağan yağmurdan toz lekeleri olmasına rağmen pırıl pırıl, parlak bordo renkli Dylan önümde duruyordu. Üzerinde en küçük bir çizik dahi yok. Sanki ilk günkü gibi.

Motor çok hoşuma gitti. Satıcının “üzerinde çizik bulamazsınız, isterseniz bir bakın, siz görmeden aldınız” ısrarı karşısında sağına soluna baktım. I-ıh! Hiç çizik yok.

Hemen Notere girdik, işlemleri yaptık ve Dylan benim oldu. Çıkışta fark ettim ki, motorun plakası EA. Bu benim adımın ve soyadımın ilk harfleri. Plaka değişecek olsa da güzel bir tesadüftü.

Daha sonra Ankara’ya geri dönmek üzere yolu göstermesi için satıcı arkadaşımdan yardım istedim. O da beni artçı olarak alarak belirli bir yere kadar getirdi. Orada birbirimize teşekkür ederek ayrıldık.

Buradan o arkadaşıma bir kez daha teşekkür etmek isterim. Hem dürüst bir insan olduğu için, hem de benim temiz ve güzel bir motosiklete sahip olmamı sağladığı için.

İstanbul’dan Ankara’ya geliş maceramı ve edindiğim ilk izlenimleri başka bir yazıya bırakalım.


Hangi renk?

10 Mayıs 2007

Dylan’ın dört rengi var: Siyah, gümüş, mavi ve kırmızı. Ağ sayfalarında bu renkleri görmek mümkün, ancak resimler renk konusunda karar vermek için yeterli değil. Ben de bu konuda karar vermeden önce renkleri motorun üzerinde görmek isterdim, ama öyle olmadı.

Dylan’ımı 2. el olarak aldığım için kırmızı rengi seçmem biraz tesadüf oldu. Siyah almak istemiyordum, siyahı gördüm. Motoru küçük gösteriyor ve çok tekdüze kalıyor. Ayrıca siyah rengin bir de temiz tutma sorunu olduğu biliniyor.

İlk başta gümüş renkli bir Dylan almaya karar verdim, ancak aradığım sitelerde 30-40 motorun içinde yalnızca 2 adet gümüş vardı. Birisini almayı çok istemiştim, ama aradığım gün satılmıştı.

Mavi almayı hiç düşünmedim, sattığım motor maviydi, fazla hoşlanmamıştım.

Geriye  bir tek kırmızı kaldı. Uygun özelliklere sahip kırmızı bir motor bulunca hemen telefona sarıldım, ben Ankara’da satıcı İstanbul’da olmasına rağmen görmeden karar verdim ve motoru satın aldım.

Daha sonra motoru gördüğümde kırmızı rengi çok sevdim. Aslında renk kırmızı değil, bordo. Oldukça şık duruyor, Dylan’a yakışıyor. Bir de son yıllarda otomobillerin çoğunun gri olması nedeniyle sıradanlaşan griye karşı kırmızı “özel” bir renk olarak algılanabilir.

En azından ben öyle algılıyorum…


Neden Dylan 150?

10 Mayıs 2007

Bu motoru tercih etmemin nedenleri:Kırmızı

Eski 125′lik motor küçük gelmeye başlamıştı. Ama aynı zamanda şehir içinde kullanabileceği, fazla masraflı olmayan, az tüketen ve hafta sonlarında çevrede kısa gezilerde kullanabileceğim bir motor olmalıydı.

DYLAN 150 bütün bu koşulları yerine getiren bir model.

150′lik olmasına rağmen güçlü bir motoru var. Torku da oldukça yüksek.

Yakıt tüketimi düz vitesli motorlara göre biraz fazla, ama yine ürettiği güce oranla oldukça iyi. Ortalama 3,5 l kurşunsuz benzin tüketiyor.

İşçilik ve sağlamlık açısından fazla söze gerek yok, HONDA kalitesi ilk bakışta belli oluyor.

Ayrıca, oldukça estetik. Renk seçimi ve tasarımıyla çok güzel görünüyor.